Ruhi Su ve Sümeyra

Türk halk müziğinin iki büyük ismi... İkisi de 12 Eylül’ün mağduru. Ruhi Su, pasaport alıp, yurtdışına çıkabilseydi belki de daha uzun yaşayabilecekti. Sümeyra ise yurda gidemiyordu, hastalığa yenik düştüğünde 10 yıldır sürgündeydi. Almanya’daki sevenleri Ruhi Su ve Sümeyra’yı anmaya hazırlanıyorlar.

Oberhausen ve Frankfurt'a Türk, Yunan ve Alman sanatçıların katılacağı etkinlikler, Akdeniz'e sahiplenen eski Romalıların bu amaçla kullandığı "Mare Nostrum" (Bizim Deniz) ismi altında düzenleniyor.
12 Eylül döneminde kendisine pasaport verilmeyen ve yakalandığı hastalığa karşı sürdürülen tedavisi için çok gerekli oldugu halde Avrupa'ya çıkamayıp 20 Eylül 1985'te hayata gözlerini yuman usta sanatçı Ruhi Su'yu anmak üzere düzenlenen ilk toplantı 19 Kasım Pazar günü Oberhausen'de yapılacak. "Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı“nı Destekleme Derneği'nin düzenlediği etkinliğin açış konuşmasını, sanatçının eşi Sıdıka Su yapacak. Oberhausen Halk Eğitim Merkezi, Belediye Kültür Bürosu ve Yabancılar Meclisi'nin desteklediği etkinlik Türkçe, Yunanca ve Almanca'nın buluştugu bir şiir ve müzik şenliği olarak düzenlenmiş. Sanatçının kendi sesinden türküleri dinlenecek, Alman sanatçı Erich Schaffner Almanca şiirler, Nur Deniz Türkçe, Mandinos ve ekibi de Yunanca türküler seslendirecekler. Ruhi Su’nun hayatı ve çalışmalarını işleyen “Singendes Herz” (Türkü Söyleyen Kalp) isimli film de programda yer alıyor.

"Mare Nostrum" etkinliği

Frankfurt’taki “Mare Nostrum” etkinliği ise Ruhi Su ile kendisinden 5 yıl önce sürgünde ölen öğrencisi Sümeyra adına düzenlendi. Türk Edebiyat ve Sanatseverler Derneği tarafından düzenlenen bu etkinlik ise 29 Kasım Çarşamba günü yapılacak. Frankfurt Çok Kültürlülük Dairesi, Bilim ve Sanat Dairesi, Saz-Rock Derneği ile Türk-Yunan Dostluk Derneği’nin desteklediği “Sümeyra ve Ruhi Su İçin Türkü Akşamı”nın Türkçe, Almanca ve Yunanca’nın içiçe geçtiği bir programı da hayli zengin. Mezzosoprano Alexandra Gravas’ın yorumlayacağı parçalara Ayşegül Giray-Kalden keman, Demosthenes Stephanidis ise piyanoda eşlik edecekler. Almanca okumalar ise 80’li yıllardaki Sümeyra konserlerinden beri müzikseverlerin yakından tanıdığı Alman sanatçı Erich Schaffner tarafından yapılacak.
Usta ve öğrencisi, türkiye’nin yakın tarihinin en karanlık dönemlerindenr 12 Eylül’de büyük zorluklarla karşılaştılar. Ruhi Su, 12 Eylül yüzünden Türkiye’den çıkamadı, tedavisi yarım kaldı. Sümeyra Çakır da bu dönemde açılan soruşturmalar, anti-demokratik yargılamalar yüzünden Türkiye’den uzak kaldı, çok özlediği ülkesini göremeden yaşama Frankfurt’ta veda etti.
Her ikisi de klasik batı müziği öğrenimi görmelerine rağmen, halk müziğinin icraası ve geliştirilmesini meslek edindiler. Sola, sendikalara, barış hareketine destek oldular, bu yüzden de engellemelerle karşılaştılar.

M
ehmet Ruhi Su, 1912'de Van'da doğdu. Hiç tanımadığı anne ve babasını "Ermeni techiri"  sırasında kaybettiği biliniyor. Çocukluğunu yanlarına verildiği yoksul bir aiIe ve öksüzleri yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul'da  askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti. Adana  Öğretmen Okulu'nda okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na girmeyi başardı. 1935’de Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası'nda çalıştı, bir  süre radyoda türkü söyledi.
Söylediği bir türkü yüzünden radyodaki işine son verilen Ruhi Su, 1952-57 yılları arasında hapis yattı. 1960'ta İstanbul'da Taksim Belediye Gazinosu'nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden  aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975'te Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978'den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu.
Ruhi Su, 12 Eyliü yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985'te öldü. Ruhi Su'nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü.

Ruhi Su von Frank Bilgi
Biographie
Seine Bedeutung in der Musik 

Dieser Artikel erschien in der "Yazınca" Nr. 11/1995.
Ruhi Su'nun türkülerinden örnekler

Kadife sesli bir türkücü

Ustası öldüğünde 5 yıldır sürgünde günde bulunan ve ondan sonra 5 yıl daha yaşayan Sümeyra Çakır, halk müziğinin klasikleri arasında yer sanatçılardan. 25 Mayıs l946'da Edirne'de doğan Sümeyra  Çakır, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde mimarlık öğrenimini  sürdürürken İstanbul Belediye Konservatuarı’nda klasik batı müziği eğitimine başladı, iki yıl sonra da Ruhi Su'yu tanıdı:
"İlkokuldan beri gerçekleştirilememiş müzik tahsili yapma rüyamı, ancak üniversitede öğrenci olduğum sırada Konservatuvar'ın akşam bölümüne girerek, biraz geç kalmış da olsa, yakalamaya çalışıyordum. Tam o sırada Ruhi Su'yu duydum. "Bebek Türküsü"nü söylüyordu. Soluksuz kaldım. Bu hayranı olduğum Alman  romantikleri Schumann, Schubert ve Brahms değildi. Onları söyleyen seslere de hiç benzemiyordu. Fakat onlar kadar güzel, hatta onlardan daha çok insan ve toprak kokusuyla yüklüydü. 0 günden sonra ben de hep türkü söylemeye başladım."

Mimarlığı bırakıp, Ruhi Su'nun öğrencisi olarak müziğe devam eden, birlikte Dostlar Korosu'nu kuran, birlikte "El Kapıları" ve "Sabahın Sahibi Var" albümlerini yapan, birlikte "Pir Sultan Abdal", "Köroğlu" ve "Türküler" gibi konserler veren Sümeyra Çakır, bir süre tek başına konserler vermeye başladı. Fransa, İngiltere, İsviçre, Batı ve Doğu Almanya, Küba, Yunanistan, Bulgaristan’da sahneye çıktı.
12 Eylül darbesinden sonra bir "Türkiye Haftası”na katılmak üzere Berlin'de bulunan ve bu arada Türkiye'de arandığını öğrenince dönmekten vazgeçip, Almanya'da kalan Sümeyra Çakır, 80'li yıllarda Frankfurt'ta yaşadı. Sydney'den Helsinki 'ye dünyanın birçok köşesinde sayısını kimsenin hatırlamadığı konserler verip, festivallere katılıp, barış, özgürlük ve sıla türkülerinin yer aldığı albümler yaptı. "Kadınlarımızın Yüzleri” ve "Allı Turnam" gibi büyük resitallere imzasını attı.
Sümeyra Çakır, bir daha memleketi göremedi, yakalandığı hastalığa yenik düştü ve 44 yıllık yaşam öyküsü 5 Şubat 1990'da Frankfurt'ta noktalandı. (Gürsel Köksal-Cumhuriyet Hafta)

geri / zurück