Kezban Korkmaz "Türk Edebiyatı-Modernin
Klasikleri" |
|||||||||||||||||
|
Kezban Korkmaz: Tanzimat dönemini ve hatta daha öncesini incelemenize başlangıç olarak almışsınız-Bu dönemde Osmanlı'da modemleşmeye gidildiği biliniyor. Kitabınızın önsözünde geçen "modern" kavramına bağlı kalarak, o dönemde Türk edebiyatında ne gibi yenilikler oldu? Sizce Avrupa'ya yönelmek modernlik mi sayılıyor? "Modem" aslında pek belirsiz bir kavramdır. Son yıllarda önde gelen filozoflar moderni
bir parçalanma olarak düşünüyor: Devlet yönetimi yeni çağda artık tek elde değil (kral, sultan, çar, vs.), değişik alanları birçok insan (genelde
parlamento) idare ediyor, özellikle de devlet ile din kesin ayrılmış durumdalar. Zaten dinin devlet yönetiminden ayrılması modernin vazgeçilmez bir ögesi olarak kabul
ediliyor. Bu sadece boyutlardan biridir. Bireyin kendini
soyutlaması ve bunun şekilleri de modern çağın belirleyici ögeleridir. Bunların başında kartezyen düşünce sistemi yer alıyor.
Descartes'la başlayan yeni düşünüş, bilimlerin gelişmesine yol açmıştı. Bir
başka boyut da insanların tanrıdan korkmadan,
öbür dünyada cezelandırılmaktan korkmadan yaşamaya başlamalarıdır. Böyle bir
korkusuzluk yaşama sevincini mutlaka arttırmıştı. Ve bence Lale devrinde Osmanlı sarayına sızan şey de budur: yaşama sevinci. III
Ahmed ve etrafı korkutucu bir karanlıktan yaşamın günşığına çıkmaya karar veriyor, yaşamı keşfediyor. Bilinçli
bir modemleşme mi bu, yoksa bir özlem mi? Bilmiyorum ama, Türk moderni bu noktada başlıyor bence, bu özlemin izleri Tanzimata kadar gittikçe
belirginleşiyor ve sonunda yeni bir düzenlemede ifadesini buluyor. Ve dünyada ilk kez
mutlakiyetçi bir imparator Fransız Devrimi'ne hayran
kalıyor, kendi isteğiyle haklarının bir kısmından vazgeçiyor: 1839'da Sultan
II Abdulmecid ilk "anayasa" ile ilk "parlamentoyu" yürürlüğe koyuyor? Bu meşhur Tanzimat Fermanı
16 yaşındaki padişahın eseri değil, ondan önceki en az iki padişah bunun üzerinde çalışmıştı, ülkesinin
konumunu değiştirmek istemişti. Özellikle II
Mahmut modernizm için gerekli adımları kesin bir şekilde
hazırlamıştı - Ulema'ya ve onları destekleyen
halk çoğunluğuna rağmen.
|
|
|||||||||||||||