|

|
|
|
|
Festival 8 Mart’ta
Tafelhalle’de "Hanımefendi" ile açılıyor
|
|
12.
Türkiye/Almanya Film Festivali 8 Mart 2007 günü, İsviçreli
yönetmen Andrea Štaka’nın uluslararası alanda büyük övgüler
alan ve birçok ödül kazanan İsviçre-Alman filmi “Das Fräulein”
(Hanımefendi) ile Nürnberg’de Tafelhalle’de açılıyor. Açılış
etkinliği: Saat 18.00, açılış filmi: Saat 19.45. Boşnak ve Hırvat
kökenli yönetmen Andrea Štaka filminde, yolları Zürih’te kesişen
eski Yugoslavya’dan gelmiş üç kadının melodramını anlatıyor.
Filmin başrol oyuncuları Mirjana Karanović ile Ljubica Jović
açılışta hazır bulunacaklar. Açılış için ön satışlar 21 Şubat
tarihinde başlıyor.
Türkiye / Almanya Film Festivali, iki ülke sinema sanatı arasında
kültürlerarası diyaloğa hizmet eden Almanya çapındaki en önemli
fesitval. Her yıl Türkiye ve Almanya’dan uzun metraj, kısa ve
belgesel filmlere geniş bir platform sağlayan festival, bu sayede
izleyicilere, iki ülke sinemasının güncel örneklerini benzeri
olmayan geniş bir yelpazede sunuyor.
Sinema ve televizyon çağımızın öncü medyaları. Belli bir formata
sahip oldukları zaman, aralarında okuma alışkınlığı olmayan bir
kesim de olmak üzere, geniş yığınlara sesleniyorlar. Sinema
filmleri, seyircilerini, yabancı dünyaları ve figürleri tanımaya
davet ediyor. Bilinmedik yaşam gerçekliklerini insanların daha da yakınına
getirirken, örneğin romanlarda olduğundan daha yoğun bir şekilde
çağımızın nabzını ellerinde tutuyor. Bu gerçeklik, filmleri ve
festivalleri, değişik kökene sahip insanlar arasındaki toplumsal
farklılıkları azaltmaya ve önyargıların karşılıklı olarak kırılmasına
hizmet edebilecek önemli toplumsal bir araç haline getiriyor.
Türkiye / Almanya Film Festivali, farklı kökene sahip kültürel
topluluklar için, sinemanın sunduğu estetik ve bilgilendirici
araçlarla ortak bir tartışma zemini yaratmayı hedefliyor. Her iki
ülkenin kültürel alanda faal insanlarına yeni yaklaşımlar sunmayı
ve Türkiye ve Almanya’dan sinemacılar arasındaki ortak çalışmayı
ve değiş tokuşu teşvik etmeyi amaçlıyor. devam
|
|
|
beyond belonging – AUTOPUT
AVRUPA von Istanbul bis Berlin
|
|
beyond belonging – AUTOPUT AVRUPA von Istanbul bis Berlin kuratiert
von Shermin Langhoff
Das Festival „beyond belonging“ hat im vergangenen Jahr mit
Produktionen wie „Schwarze Jungfrauen“ und „Meine Melodie“ dem
bekannten Bilderrepertoire neue Perspektiven vom Leben in Deutschland
hinzugefügt.
Das Programm im März 2007 steht unter dem Titel „Autoput Avrupa von
Istanbul bis Berlin“.
Autoput bezeichnet die Transitstrecke durch Ex-Jugoslawien, die mit
Beginn der Arbeitsmigration aus Südosteuropa die wichtigste Verbindung
zwischen „Gastland“ und der alten Heimat von jugoslawischen,
griechischen und türkischen „GastarbeiterInnen“ war.
Entlang des „Autoput“ machen wir uns auf den Weg, Spuren und
Verbindungen ins Hier und Jetzt zu suchen. Die Fragen nach einer
gemeinsamen Perspektive auf die Transformation urbaner Realitäten und
die Entstehung neuer kultureller Praktiken in einem sich verändernden
Europa, fordern einen Blick und Austausch über den nationalen Rahmen
hinaus.
Gerade Berlin ist auf vielfältige Weise mit anderen Orten, Sprachen,
Geschichten und Wahrnehmungsmustern verbunden, die über territoriale
Identitäten hinausweisen. Dies spiegelt sich vor allem in den Arbeiten
von KünstlerInnen, deren persönliche Lebensgeschichten eng mit dieser
Realität der entgrenzten Räume und grenzüberschreitenden Bewegungen
verknüpft sind.
Diese Arbeiten bilden auch in 2007 den Schwerpunkt des Programms von `beyond
belonging. Programm
I Programm
II
|
|
|
"Faked"
|
|
Aufführung "Faked",
realisiert durch Nurkan Erpulat von Gladt (Regie) nach Kerem Kurdoglu
mit Ümit Ünal.
Premiere am 15. März 2007 / 20.00 Uhr / HAU 3. auch 16. bis 18. März
2007 / 20.00 Uhr / HAU 3
Vier Menschen unterwegs. Entwurzelte mit unterschiedlichen Biografien,
Erfahrungen und Sehnsüchten. Sie treffen sich mitten in Europa, mitten
in einer Stadt, die Berlin heißen kann und für sie eine
Durchgangsstation ist. Denn alle vier befindensich auf der Suche. Nach
einem Zuhause, nach Anerkennung, nach einer Identität. Im Gepäck haben
sie Geschichte und Geschichten. Am eigenen Leib erlebt. Sagen sie ...
Die Figuren des Stücks FAKED sind Chamäleons und werden zu
Scharlatanen, Sündenböcken und Helden -je nach Zeit und Situation. Das
Stück erzählt so von Überlebensstrategien in einer manipulierten
Gesellschaft.
Gefördert durch den Fonds Darstellende Künste e.V. und die
Senatsverwaltung für Wissenschaft, Forschung und Kultur im Rahmen der Förderung
Interkultureller Projektarbeit.
www.hebbel-am-ufer.de
info@hebbel-am-ufer.de
Adresse: HEBBEL AM UFER – HAU 3: Tempelhofer Ufer 10 / 10963
Berlin Tel: 030 259004 0
|
|
|
Belçika'da Dünya Müzikleri Gecesi
|
Kısa adı
BADD olan Belçika Atatürkçü Düşünce Derneği'nin interkültürel
etkinlikler çerçevesinde düzenlediği 'Dünya Müzikleri II'
gecesinde coşku vardı. Atatürk Kültür Merkezinde yapılan müzik
gecesinde Türk, Belçika, Moğol, İspanya ülke müziklerinden
kesitler sunuldu. BADD Başkan yardımcısı ve sanatçı Adnan Kotaoğlu'nun
sunuş ve teşekkür konuşmasının ardından başlayan programda sırasıyla
Serkan (Türk Halk Müziği), Grup Mi-be-mol(Türk), Salsa Dans Grubu (İspanya),
Big bad blues band (Belgique), Semai-Ensemble (Belgo-turc), Moğolistan
Müzik Grubu (Mongol) sahne aldılar. Davetliler, sahne alan grupları
coşkuyla alkışlayarak gönüllerince eğlendiler.
Geceye Saint Josse Belediye meclis üyesi ve başkan yardımcı vekili
Hava Ardıçlık, Schaerbeek belediye meclis üyesi Halis Kökten, Evere
belediye meclis üyeleri Ali İnce, Nebahat Acar, BADD Başkanı İsmail
Sönmez, Belçika Türk Spor Federasyon Başkan Yardımcısı Mahir Pala,
Belçika Türk Veliler Birliği Başkanı Şahin Çalışan, Binfikir köşe
yazarı Leyla Ertorun, Belexpresse'den Yakup Yurt, Beltürk Genel Yayın
Yönetmeni Şerife Özdemir, Belçikahaber Genel yayın yönetmeni Celil
Gündoğdu, ULB Öğretim üyesi Ali Mansoori, BADD yönetim kurulu üyeleri,
öğretmenler ve kalabalık bir davetli kitlesi katıldı.
Dünya'da 6 silüet sanatçısından birisi olan Azerbaycanlı Silüet
sanatçısı Fahrettin Veliyev'in bir dakika'da yaptığı silüetler
takdir topladı. Katılımcıların silüet resimlerini yaptırmak için
sıraya girdiği dikkat çekti. Sanatçı silüetlerini yaptığı
davetlilerle basına görüntü verdi. Sıcak bir atmosferde gerçekleşen
gecede en çok ilgiyi Moğolistan grubu gördü. Kendi geleneksel
giyisileri ve kendilerine özgü enstürmanlarıyla sahne alan grubun
sundukları müzik ve danslar dakikalarca alkışlandı.
Davetliler geceden memnun olduklarını ifade ederek, böylesi güzel
bir etkinliği tertip etmelerinden dolayı Belçika Atatükçü Düşünce
Derneği yetkililerine teşekkür ettiler. Gecenin düzenlenmesinde büyük
emekler sarfeden Adnan Kotaoğlu, Ulaş Sarıtaş ve diğer organizatör
yöneticiler ise gecenin en iyi bir şekilde son bulmasından duydukları
memnuniyetle yorgunluklarını çoktan unutmuşlardı.
|
|
|
|
|
Die
Bibliothek: Die Türkische Bibliothek präsentiert Meilensteine
der türkischen Literatur von 1900 bis in die unmittelbare
Gegenwart. Sie soll der deutschsprachigen Leserschaft helfen, tiefer in
die geistige Welt der heutigen Türkei einzudringen.
Ob Roman, Autobiografie, lebendige traditionelle Erzählstoffe, moderne
Kurzgeschichten, Gedichte, literarische und kulturgeschichtliche Essays
– alle Texte werden repräsentativ ausgewählt und zum ersten Mal
ins Deutsche übersetzt. Das Schwergewicht liegt dabei auf jenen
Autorinnen und Autoren, die trotz ihrer Bedeutung der deutschsprachigen
Leserschaft noch nie zugänglich gemacht wurden.
Die Spannweite der ausgewählten Texte reicht von bereits klassischen
Romanen des 20. Jahrhunderts, die ihren festen Platz in der
Literaturgeschichte haben, bis hin zu Werken der jüngsten
Generation türkischer Autorinnen und Autoren. Alle treffen sie den
Nerv ihrer Zeit und zeigen die literarische Vielfalt und einen
faszinierenden Reichtum der Lebensformen und Anschauungen.
Darüber hinaus dokumentieren die Werke am Beispiel der Literatur, wie
radikal sich die Türkei seit der Öffnung nach Europa, vor allem seit
Gründung der Republik (1923), von den erstarrten Formen und
Konventionen der osmanischen Traditionen gelöst hat. Das kreative
Spannungsverhältnis zwischen anatolischen Kulturelementen und
westlichen Denkrichtungen und literarischen Strömungen hat viele
Meisterwerke hervorgebracht, die noch zu entdecken sind.
Eine reichhaltige Internet-Dokumentation auf www.tuerkische-bibliothek.de
stellt Leserinnen und Lesern weiterführende Informationen zu Büchern,
Autoren und Themen der Türkischen Bibliothek bereit.
|
|
| Geschenktip |
Nazım
Hikmet - Zum 100. Geburtstag Deutsch-Türkisch
eine einzigartige CD. Nazıms Lyrik in Deutsch, Sprecher: Erich
Schaffner. ausgewählte Türkish Songs von Sümeyra.
Almanca ve Türkçe şiirler. Tiyatro sanatçısı Erich Schaffner'ın
duyarlı yorumuyla Nazım Hikmet'ten seçme şiirler. Sümeyra'dan seçme
türküler. Kapağından içindeki şiir ve türkü sözleri kitapçığına
kadar iki dilde, benzersiz bir CD. Dostlara
verilebilecek en güzel hediye. 1 CD posta ücreti dahil: 12 Euro. Bestellung:
CD
Sümeyra-Türkü: Türkülerimizin kadife sesli, duyarlı yorumcusu Sümeyra'nın
Allı
Turnam ve Kadınlarımızın Yüzleri adlı iki türkü albümünü
biraraya getiren CD'de Pir Sultan'ın dizelerinden Ruhi Su'nun
dizelerine kadar 21 türkü bulunuyor. Sipariş
Kadife sesli bir türkücü
Ustası
öldüğünde 5 yıldır sürgünde bulunan ve ondan sonra 5 yıl daha
yaşayan Sümeyra Çakır, halk müziğinin klasikleri arasında
yer alan sanatçılardan.
25 Mayıs l946'da Edirne'de doğan Sümeyra, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde
mimarlık öğrenimini sürdürürken
İstanbul Belediye Konservatuarı’nda klasik batı müziği eğitimine
başladı, iki yıl sonra da Ruhi Su'yu tanıdı. devam
|
|
| Sözlük
sitesi |
|
Didaktik
amaçlarına göre tekdilli ve ikidilli (kimi zaman çokdilli) diye ayrılan
sözlükler çeviri araçlarıdır. Bu sözlükler arasındaki dil sözlükleriyle
(sözcük sözlükleri de denir) ansiklopedik sözlükler birbirinden
ayrılır. Birinci türden sözlükler sözcük üstüne bilgi verir; söyleniş
biçimi, tarihi (kökenbilimi ve tarihlemeleri), hangi dil düzeyinde
yer aldığı, tanımı, söylemdeki kullanımları )sözlükçünün
uydurduğu ya da edebiyattan aktardığı örnekler). İkinci türden sözlükler
özel adları da ele alırlar ve cins adları için de tanıma sözcüklerle
anlatılan kavrama ilişkin daha ayrıntılı betimlemeler ekler. Genel
sözcüklerin yanı sıra uzmanlık sözlükleri de çok çeşitli
alanlara ilişkin olabilir; dilsel amaçlı (eşadlılık sözlüğü,
örneksemeli sözlük, kökenbilim sözlüğü vb.) ya da belli bir
sanat dalına, bilime ya da tekniğe (psikoloji, bilişim, sinema,
edebiyat vb.) ilişkin olarak ansiklopedik sözlük diye nitelendirilir.
Günümüzde çok sayıda hem genel, hem de özel nitelikli sözlükler
üretilmektedir. Bu durum hem pedagojik gereksinimlerden, hem de bilim
ve teknik alanlarındaki giderek artan karmaşıklık ve uzmanlaşmadan
kaynaklanmaktadır. Uluslararası bilgisayar ağı Internet'te de çok
sayıda dilsel amaçlı sözlük ile ansiklopedik sözlük yer almaktadır.
Bu sözlükleri Almanca deyimiyle "Online Wörterbücher" şeklinde
tanımlamak mümkündür. İnternet'te herkesin kullanımına açık
dilsel amaçlı sözlükleri ve ansiklopedik sözlükleri biraraya
getirdik. Bu
adresten
adresinden Türkçe ve Almanca sözlüklere ulaşabilirsiniz.
|
|
|
Anzeige
   
|
|

Merhaba - Herzlich Willkommen
Unsere Yayla (Sommerweide) erblüht zu jeder Jahreszeit durch
traditionelles Kunsthandwerk, das Gegensätze zwischen Morgenland und
Abendland stilvoll vereint. Neben Aladins Schuhen finden Sie hier
auch Kelims, Keramik, Kacheln, Lampen und viele orientalische
Kostbarkeiten.
Es gibt viel zu sehen, viel zu erfahren.
Und für ein Gespräch und einen türkischen Tee ist immer Zeit.
Kunsthandwerk aus
Anatolien
Groß- und Einzelhandel
Inhaber : Sarper Kara
Georg-Treser-Str. 34 - 60599 Frankfurt a.M.
Telefon : 069 - 700 190 oder 069 - 962 486 - 92
Telefax : 069 - 962 486 - 93
Handy: 0172 - 6726483
email : info@yayla.info
Internet: http://www.yayla.info
|
|
   
|
|